Allah’ım, neden bilmiyorum içimdeki bu boşluk büyüdükçe büyüyor. Tam nefes alacakken birden sıkıyor boğazımı. Tam kavuştum derken murada kaçıyor benden huzur… Ah diyesim var yine , öyle ağlayasım, kalbim bir buhurdan gibi tütene dek… Senden başkasına gözüm kör olana dek yaş dökesim, Senden uzaktaki her şeyden kaçasım, rahmetinin enginliğinde sıcacık kucağında ağlayasım var… Ah ki ellerin yanında ağlanmıyor… Ağlasan riya oluyor, elem artıyor, çözüm bulunmuyor.
Sensin yarama ilaç, derdime derman, Sensin gizli açık her şeye nigehban, Rabbim rızanı elde etmek ne büyük şan, Senden başka eller bana yaban, Ey gönül duy sesimi duy da sabret biraz, sık dişini dayan, Kelle koltukta, ruh yükselişte O’na dayan…
Sen bana her uzvumu böyle ücretsiz, teklifsiz tastamam vermişken, neden veremiyorum ki Sana içlerinden bir tanesini… Hem Senin tek ehemmiyet verdiğin, lutfedip nazar ettiğin, İsmini anmakla itminana kavuşturduğun, hüzünle boyandı mı değer verdiğin kalbimi… Kalbim ki en hassas yerim, sevgiyi, şefkati, insanlığı, merhameti barındırdığım yer. İki hilalle çevrilidir ki: biri ihlas, diğeri ihsan, hem dediler ki içte ihsan olmalı ki olsun dışta itkan.. İkisini de ayakta tutan kavi bir iman. Allah’ım Senin her an farkında olmak ne büyük heyecan, tarafından görüldüğünü, işitildiğini bilebilmek her dakika, her an… Ve o an ne güzel geçirilmiş bir zaman… Ah kalbim şimdi bir bir o hafakanlı anları an Onlar ki içinde bin bir şekva ve isyan Gönüllere ne bir köşk kurar bu günahlı eller ne bir saray, ne de bir han Eğer lutfedip dokunmazsa O Yed-i Rahman… Öyle Rahmansın ki Rabbim, ümidim bir an kesilmiyor, Kalp sızlasa, göz çağlasa ruhum Senden başkasına iltica etmiyor. Başka kapı bilmiyor bu kulun Rabbim, başka kapı bilmiyor… Ayaklar tutmasa ve dizler çözülse bir bir Yine düştüğüm yerde buluyorum Seni, Ne zaman ki kalkmaya çabalasam Sen dayanağımsın… Yine de Gel, diyorsun, çaldın mı tövbeyle kapımı; yanımdasın… Şimdi bil ki yollar sarpa sarsa da, Ayaklarım yüz kere tökezlese de Avının peşinden koşan aslan gibi ve yine ondan can havliyle kaçan ceylan gibi Verdiğin nefesle, nefes nefese Sana koşuyorum… Düşüp düşüp yolun(d)a Seni arıyorum… Sana ağlıyorum, Sana kanıyorum… Sana da/yanıyorum… Alıntıdır...
ÖLÜM BEKLENTİSİNİN gecesinde u/yutulmuş, yarın kaygısının zifirinde yitirilmiş bir Yûnus'um. Dünyanın ölümcül dalgaları içine atılmış bir Yûnus'um. Nefsinin daracık karnında yutulmuş bir Yûnus'um.
İlah yok ancak Sensin [Allah]" diye/bildiğimde gecenin dehşeti gidiyor, zaman ve mekân aşinam oluyor, eşya ve insan kardeşim oluyor. Eşyanın yüzüne dağılmış muhabbetlerim, zamanın uçurumlarına savrulmuş sevdalarım Bir Olan'da toplanıyor. Geleceğime mehtap doğuyor.
"Seni tesbih ederim; Sen kusurdan münezzehsin, hikmetsiz iş yapmaktan sonsuz uzaksın" diye/bildiğimde, varlığımı eksilten, kalbimi ezen, tenimi yaralayan dünya dalgaları sakinleşiyor. Rabbimin aziz misafiri olarak görüyorum kendimi. Denizim mavileşiyor.
"Ben zalimlerden oldum" diye/bildiğimde, nefsimin karnından çekip alıyorum kendimi. Yalanların ağzına düşmüş nefesimi geri çekiyorum. Kendimi temize çıkarmaya çalışarak kirlettiğim benliğimi aklıyorum. Her yanlışımda kendimi haklı görmekle düştüğüm hata kuyularından pişmanlığımın ipiyle çıkabiliyorum.
Karnına düştüğüm balık beni sahile çıkarıyor. Günahlarımın dikenlerinden pişmanlık gülü açıyor. Terk ettiğim kötülükleri, sırf terk ettim diye hesabıma iyilik olarak yazdırabiliyorum. Kusurlarımdan utancım yüzünden rahmetin kapısına gözü yaşlı, boynu bükük bir kul bırakıyorum. Yûnusça bir duanın gölgesinde dinleniyorum, kurtuluyorum. Senai Demirci.
Gecelerden sabahlara, Karanlıklardan güneşlere doğru açılan Yüreklerimizin perde aralıklarından süzülen, Nur katreleriyle geldim kapına!
Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, Sana kalbimi getirdim. Ey kalpleri nuruyla sarıp okşayan! Onulmaz günah yaraları ile Kan revan kalbim avuçlarımda, Kapına geldim.
"Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahına serenlere" Biliyorum ne yüzüm var ,ne de hakkım.
Öğrendim ki dua, aşığın maşuğuna bir haber salmasıdır; Bekleyiştir, iştiyakla, korkuyla, ümitle bekleyiştir. Önünde bütün ruhumla secde ediyorum Affet Affet benide Yarab...
Ya İlahi, bu yürek Sen’in için Sana yanmak ister.. Öyle yanayım ki..
Ya İlahi.. Sevdan geceleri uykumu bölsün, günün aydınlığında gafleti silsin.. Her hâl’de Sen’i arayım, her hâl’imle Sen’i bulayım.. Her kapının anahtarı Sen’de Ya İlahi..
Sana gelen tüm kapıları arala, sessizce süzülüp geleyim yanına.. Sana gelen yollarda beni nefs eline bırakma, Dostlarını yoldaş eyle yolculuğumda! Sen tut ki.. yüreğimin elinden, ayağıma çakıl ve taş deydiğinde, düşmeyim sendelemeyim.. Sana çıkacak yollarda, Sen tut yüreğimin ellerinden!
Emanetini sağlam ulaştırmayı nasip eyle.. Doğduğum gün verdiğin o tertemiz kalbi, aynı temizlikte emanet etmeyi nasip eyle.. Kirlerden pak eyle bu kalbimi, parçalamaya meyl eden faniliklerden uzak eyle!
Sen’in verdiğin gönül de, Sen’in ile geleyim Ya İlahi..
Yalan tutsaklıklara esir etme bedenimi, Üzerimde yalan ve yanlış hiç bir sevdanın izini bırakma, Gönlüme her gireni, bana Sen’i getirdiği için seveyim, Sana gelebilmek için sevileyim!
Gözeten Sen’sin her halimi.. Sen koru benliğimi.. Sana emanet ettim yüreğimi.. her halimi!
Dünya kuyusunda Yusuf(AS)’ın teslimiyetini ihsan eyle bu bedene, Yakup(AS)’ın, Yusuf(AS)’a hasreti gözyaşı oldu ömrüne, gözlerinden etti hasreti.. Sabır ile duâsı ile kavuşturdun hem Yusuf’una hem gören gözlerine.. Sen’in için akan gözyaşına talibim Ya İlahi..
Öyle yanayım ki.. Yüreğimi aşkına kurban eyle! Gözümün yaşı ile sabredenler gibi kavuşmak nasip eyle! Sana kavuşmanın adı ise ölüm.. ölümü sevdir bana, Soğuk deymesin şu dilime, en sıcak kelime olsun.. vuslatın adı..
Öyle yanayım ki..
Ya İlahi.. Ölümü özleyen bir beden de ben olayım! Ölümlerin en güzeline talibim, Faniliğe rağbet ettirme, Ömrüme ömür bereketi ver ki.. Ellerim boş gelmeyeyim o en güzel kavuşma anına..
Ömrümü tükettiğim yerlerin adını, malımı harcadığım yerlerin adını güzel eyle.. Bedenimi yıprattığım yolları hayır eyle, Hesabımı kolay, amelimi bol ve güzel eyle..ım ki.. Ya İlahi.. Sen’in için yaşayıp.. Sen’in için öleyim.. Öyle bir iman ver ki Ya İlahi.. Yalnızca Sen’in için yanayım.. Amin..
Yüreğimi koyuyorum senin göklerine... Bu dünya gurbetinde yalnızken,ruhumda alevler tutuşmuşken başka çarem,başka yörem yok yok... Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün Bir dönüm noktasında aklıma “Rahman “düştü. “Er-Rahman” Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın adıyla... Rabbim, Bu dünya gurbetinde yalnızken, ruhumda alevler tutuşmuşken başka çarem yok. Başka yörem yok yok, başka yönüm yok.Yaradanımsın, sana geliyorum. Sana sığınıyorum bir ikindi vaktinde. Çöllerdeyim. Ruhumda damar damar çatlaklarım var rahmetine muhtaç. Çöllerde seni sayıklayan bir mecnunum, Leylasını arayan. Tüm çölleri , tüm dağları, tüm yokuşları aşmak diler gönül dağım. Bir viraneyim dil hanesinde. Senden merhamet diliyorum. Kendimi görüyorum aynada. Bin mezarlık var kalbimin kadranında. Dar-ı dünya kederli, ben kederliyim. Yüreğim karanlık, sensiz seneleri ağırlıyor. Kötülükler firari yeni saatini kuruyor yeni sabahlara. Ben uyanıyorum. Yüreğimi açıyorum, ellerimi açıyorum arz-ı semaya... Rahman ve rahim olan Rabbim, Bu dünya gurbetinde yalnızım, sana sığınıyorum... Beni de kat sevdiklerine. Cennetine, rahmetine, merhametine... Rabbim, Dünya kokularını üzerimden silmek ve bir yatsı zamanı gelmek kapına. Sonsuz bir secdeye kapanmak. Ellerimi bağlasam, huzurunda secdeye dursam ve donsam sonsuza kadar. Rüzgarlarına karışmak yaprak misali... Bu sevdanın düşündeyim. Göğsümde düğümlenen sırlarımı çözsem. Dile gelse günahlarım huzurunda. Hüznüm son bulsa. Göğsüme iliştirdiğim ismin dışında hafızam unutsa bildiğim her şeyi. Duymasam, görmesem, ilişmesem yaşadığım hiçbir şeyi/e. Merhametin ilaç kanayan yüreğime. Sen Rahman’sın. Beni koruyan, gözetensin. Beni yalnız ve ıssız bırakmayansın. Hep yanımdasın. Bana benden daha yakınsın. Sonsuz merhametine sığınıyorum... Rahman ve rahim olan Rabbim, Bu dünya gurbetinde yalnızım, sana sığınıyorum... Beni de kat sevdiklerine. Cennetine, rahmetine, merhametine... Rabbim, Sen Rahman’sın... Cümle mahlukatı kuşatansın. Şefkatten ,merhametten, rahmetten, iyilikten güzellikten yana ne varsa selsebil üstümüze yağdıransın. Ilık merhametin, ipekten şefkatin, gani gani rahmetin olmasa ben olmam. İnsanlık olmaz. Tufanım olur, tufanımız olur dar-ı dünya. Bir kadim gerçektir sana olan aşkım, aşkımız. Kaderim yanmaksa yıllarca yanarım. Erimek dilerim ateşinde pervane misali. Bu gönül sensiz neylesin nefes almayı. Yaşamayı. Ruhumun adresinde sen varsın. Doksan dokuz adın var. Hayatım kaderin dizginindedir. Sahibimsin, efendim, sultanımsın.Sahip olmadığın hiçbir şeyim yok... Rahman ve rahim olan Rabbim, Bu dünya gurbetinde yalnızım, sana sığınıyorum... Beni de kat sevdiklerine. Cennetine, rahmetine, merhametine... Rabbim, Efendim, Büyük ALLAHım... Ulu yolculuğuma yok iken hazırlığım, gürültülü bir denizin içinde savruluyorum. Öylesine yalnız, öylesine kederliyim. Kuytularda kalmışım. Mevsimler bir bir geçiyor. Hep geçen baharları özlüyor yüreğim. Bahar akşamlarının erguvani rengi ruhumdaki sonsuzluğu derinleştiriyor. Hüzünden feracemi giyiniyor ve cumalardan bir Cuma bütün yaşadıklarımı topluyor, yola düşüyorum. Bu yol beni sana getirecek. Biliyorum. Sana inanıyor, güveniyorum. Diğer bütün yolları geçtim. Şimdi çöllerden geçiyorum. Rahmetine kavrulmuşum. Dualarım bir yıldız şehrayini senin göklerine yol alan. Onları kabul buyur Rabbim. Beni bağışla sonsuz şefkatinle, merhametinle... Rahman ve rahim olan Rabbim, Bu dünya gurbetinde yalnızım, sana sığınıyorum... Beni de kat sevdiklerine. Cennetine, rahmetine, merhametine... ....Amin....
Ey Rabbim! Dardayım Ey iyilikleri sonsuz Rabbim! Ben Senin aciz bir kulunum Ben ki hatalari sevaplarindan çok, Lütuflarin karsisinda nankörlüge dalmis bir zavalliyim. Sen bütün noksanliklardan uzaksin Sen merhametlilerin en merhametlisisin Ey Rabbim ! kapina geldim, iyilik diliyorum Biliyorum ellerim kirli, yüregim kirli Iyi seyler yapmissam bu Snin yardiminladir Kötü seyler yapmissam bu kendi elimledir Verdisin hastaliklar merhametinin varligini gösteriyor Musibetlerin Senin adaletindir Ve biliyorum ki beni sefkatinle tokatliyorsun Ve biliyorum ki bedenlerin ve yüreklerin Mutlak sahibi ve temizleyicisi Sensin. Ey darda kalmislarin siginagi Ey mutlak güç ve kudret sahibi Dardayim ve sikintiliyim Çöllesen toprak gibi, çaresizim rahmetine Rahmetin ve magfiretinle bana can ver Kur'ân'ini, kalbimin nûru, derdimin ilaci yap. Bütün kalbimle Seni sesleniyorum Bütün hücrelerime Seni anlatiyorum Biliyorum ben degersizim Biliyorum hersey benden uzaklardadir Ama Sen adilsin, Sen sâfisin Sikinti ve zorluklar bana dokundu Ümitsiz degilim ama kalbim kirik Biliyorum ki sen, kalbi kiriklarla berabersin Rabbim, bu kalbi senden baska onaracak yoktur. Sana feryat ediyorum Ya Rabb! Beni esir alan canlilarindan kurtar Görüyorsun ki tükeniyorum Sana dönecek yüzüm yok belki ama Yüzünü benden çevirme Beni nurunla nurlandir. Rabbim, beni gazabinla azaplandirma Iste, bir mecnun gibi geldim kapina Ve dua dua yalvariyorum Sana Baska çalacak kapim, baska siginacak yerim yok. Belki affa layik degilim biliyorum. Ama affetmeye layik olan Sensin Bana layik olani degil, Sana layik olani diliyorum Senden. Görüyorsun ki soluyorum artik Görüyorsun ki ölüyorum, Aç kapini, ölmeden önce ölmek istiyorum. Ne vakte kadar açmayacaksin kapini, bilmiyorum ama Bu kapinin önünde ve ardinda ölecegimi biliyorum. Baska gidecek bir kapim yok çünkü Günden güne erisem de, hiç ümitsiz olmadim. Ya Rabbi derdimi biliyorsun Yüregime esen hüzün rüzgarlarinin getirdigi Acilarimi ve gözyaslarimi biliyorsun Zayifim, güçsüzüm, hastayim, acizim Ibrahim'i atesten korudun Yunus'u karanliktan kurtardin Eyyub'a sifa verdin Biliyorum ben tebligcin degilim Biliyorum ben eksik ve günahkarim Ama yüregimde, Ibrahim'in atildigi alevler Yunus'un korundugu karanlik, Bedenimde Eyyub'u yiyen, kurtlar var. Ben muhtacim Sen cömertsin Dua etme lütfunu bile veren Sensin Dua kapisini araladin, derman kapisini da arala Her türlü dertlerinle hastayim Kastim Seni Sana sikayet degil Sanma ki gözyaslarimi, acilarimi dindirmeni istiyorum Yaralarimi sarman için Sana yalvariyorum hüzün doluyorum
S Seni Düşünüyorum Gecenin o büyülü saatlerinde pencereden sızan ay ışığının her bir cilvesinde, Seni düşünüyorum. Yüreğim, hasretle yanıyor; bir gariplik hissediyorum, içim içime sığmıyor; can kafesten uçmak istiyor. Yediğim ekmekte, içtiğim suda, kokladığım gülde, ziyânın parıltısında, yağmur damlasında, kar taneciklerinde, Senri düşünüyorum. Güneşin her sabah doğuşunda, her akşam gurubunda Seni düşlüyorum; aşkın kalbimi titretiyor. Yürüdüğüm yollarda, konuştuğum insanlarda, ikliminde uçuşan altın kanatlı kuşlarda hep sanatını görüyorum. Rahmetine sığınıyorum... Rahmetin; hem hazanı, hem kışı, hem baharı, hem yazı, hem arzı, hem semâyı, kucaklıyor. İkliminde fânî olmak, ebetlere yelken açmak istiyorum. Bazen bir gülün kokusunda, bir güle bakışımda, dokunuşumda, Habibini (sas) görüyorum. Çiçekler, ötelerden Onun (sas) kokusunu getiriyor. Kuşlar haber veriyor; Âşık, Mâşukunu arıyor. diye semtinde geziyor rûhum belki görürüm diye. Gözlerim Sevgilinin yolunu ümit dolu bir intizarla bekliyor; Onun ışığı rûhuma doluyor... Ey bîçarelerin çaresi, yolda kalmışların, gariplerin, kimsesizlerin yardımcısı... Ey Mâbûd-u Mutlak! Ümitle kapına geldim girmeme izin verir misin? Kirpiklerimi yıkayan gözyaşlarım, ıslak seccadem, seherlerde semaya açılan avuçlarım şâhittir; yalan değil sevdam! Ürperen kalbim, titreyen bedenim, vücudumun bütün zerreleri şâhittir, Senden başkasına yönelmedim. Bir tomurcuğun şehbâl açması gibi, Ya Fettâh, şu kalbi de Sana aç, aç ki kurtuluşa ereyim! Erit beni, bir kor saç içime, ocaklar gibi yanayım; Yüce Nebi (sas) gibi, Sana dilbeste olmuş dostların gibi... Kokuşmuşluktan usandım, şu gurbetlikten bunaldım. Hasretine artık dayanamıyorum. Dizlerimde derman, gözlerimde yaş kalmadı. Rûhum âb-ı hayat istiyor, adımı çağıran bir ses çekim alanıma girsin, içime hasretinin sancısını söndüren bir damla düşsün Garibim, acizim, bîçareyim gitmek istiyorum, canım toprak çekiyor. Sana ulaşmak, ruhun tenden ayrılması ise, visalimi istiyorum. İki damla gözyaşıyla Sana gelmeyi arzu ediyorum. Beni, Sensiz bırakma Allahım! ....AmiN....
Allah adının ilk ve son harfi...Elif ve he ile yanmış aşık...
Hani dervişin ah’ı zikirdir ya! Emr-ullah yerine Emr-ah deriz ya hani!...h=Allah olur o vakit. O’nun sırrını yürekte olan ah bilir ancak. O’nun evini bir ah doldurur ve İlah da bir ah içinde gizlidir. O’nun aşkıyla iki gözü iki çeşmedir he’nin, ve gözyaşları elif olur ağlarken için için.
Zora tahammülü güzel bulanlara değil; güzele tahammülü zor bulanlara yazgılıdır ah... Güneşi gizleyen bulut, gizleyebilir mi hiç varlığını güneşin; acıyı saklayan tebessüm, ya saklayabilir mi hiç vücudunu acının? Dokununca en ince teline içindeki sızının, bülbül durabilir mi şeydalanmadan ta mahşer olunca?...
Gözyaşlarının denizinde boğulurken bir yandan, içinin çoğaltan aşıkın karıdır ah. Bir yandan yıka-r, bir yandan yak-ar; arıtır sevgiyi bütün kirlerinden; pişirir sonra tennurlarda. Bir alevdir ah, pak eden gönülleri. Şuleye doymayan pervanenin mumudur o; yanarken elif, yanınca he gösterir. Ve elif’in, ağlayan bir noktadır uzamaktayken boyu; he’nin iki çeşme iki gözü...
Arık bedenler, bükülmüş beller, sararmış yüz, kızarmış göz. Ve göz göz olmuş dağ yaraları gamze oklarından, dilim dilim olmuş hançer yaraları sitem tığlarından... Mezar şahidelerinde nazenin bir rölyef; sonsuzluğun başındaki son nida...
Dalı elif, çiçeği he’ye benzeyen nergislerin bittiği topraklar, sararıp solan bir aşıkın yattığı mezarlardaki ah’tan gayri nedir ki? Yedi feleğin sinesinde ah’lar, baştan başa ah kesilmiş seraserler, atlaslar, nilguniler... Güneş kursunun he’sinden süzülen cömert huzmelerde hayat... ve elif elif olmuş huzmeler... noktanın akıttığı gözyaşlarında elifler yaşar, ışık olur.
Ah bir zulmet yumağı olup istila etti mi hiç ruhunuzu? Şafağı sökmeyen gecelerde rüzgarı unutulmuş bir geminin yelkenlerinden ummana sızan sesini duydunuz mu hiç onun? Nasıralı İsa’ya ihanet eden Yuda’nın son nefesinde ne dediği yordu mu zihninizi hiç? Hiç kaldırmaya çalıştınız mı ehramların dehlizlerinde elli bin yıl katmerlenen karanlıkların tabakalarını güçsüz bileklerinizle? Ya zigguratların meşalelerini yakan eski zaman rahiplerinin alınlarındaki dilemmalarda tükettiniz mi oksijen kütlelerini? Yıldızsız yaz geceleri kadar karanlık sandığınız oldu mu hiç bahtınızı? Ve yüreğiniz, iki gözü iki çeşme bir he değil miydi?!.. Ve her damla gözyaşınız uzanmıyor muydu elif elif!?..
Ah, Büyük Sahra’da güneş, Sibirya’da kar olsa gerek. Nakışları yanlış renklere bağlanmış bir minyatürün zencireklere hapsedilmiş hüznü yahut da. Aşkın hem hükmü, hemde hükümlüsüdür o. Gönlün Sidre’sinde eski bir yazgı Kalu Bela’dan. Bütün insalara yetecek kadar acı ve bütün acılara yetecek kadar insan. Teşrinlere uğramış bir zambak damlası, hoyrat ellerde ufalanmış bir mercan dalıdır ah; ışığını yitirmiş bir yasemin yaprağı, Kays’ın gönlünde çöl çiçeği, bağrına yıldırım düşmüş dağ lalesi... ve elifin şerha şerha uzamakta boyu...
Efendi’yi seven kölenin efendiliğini de, kölesini seven efendinin köleliğini de süsleyen simyadır ah. Ah deyince sevgili, elif de, he de, en kutluları olur bütün öteki harflerin ve sözcüklerin şahı kesilir ah!.. Ah deyince aşık, dört elif miktarı uzar da ahı, he’nin gözünden akan ırmaklar Nil’in bereketini yükletir aşk yetimlerinin karakalarına ve en karlı alışverişlere hazırlanır pazarlar. Ah deyince mazlum, Arş’a ağar da kıvılcımı aheste aheste, bir yıldırım olup yağar mazlumun başına tez elden. Gül dikip gül seren, güle bakıp gül derenlerin ıtır sağanağına tutulmuş gönüllerindeki gül kırmızı süveydadır o. Ve elbette ahı tutar bir gün aşıkların, hicranlar elif olur, he olur...
Akdeniz yalılarından Cezayir kıyılarına muştuluk götürülmüş portakal çiçeklerinin sarısında bir he idi deryalar efendisi Hayreddin Reis’in hüznü; Nis katedrallerinden tunca saraylarına hatıra iletilmiş bohçalrın turkuvazında bir elif idi masallar şehzadesi Cem Sultan’ın hasreti. Avlanmaya niyet ettiği ceylana avlanan Edhem’in içindeki sırdı ah; taşları cesaretle süren Enuşek-revan’ın ihtiyarında bir vezir hil’ati giymeye çalışan piyondaki özlemdi. Ah yaşanılmamış hayatların hasreti; ah ulaşılamayan sevgililerin güzelliğiydi. Her nereye baksa gördüğü ahtır aşıkın; ah elinden niyaz için mescide girse dahi... Mimaresi elif, kubbesi he’dir çünki camilerin... ve hala elifin bağrı şerha şerha kan, ve hala iki gözü iki çeşme he’nin...
Hüzün Dalgası Çarptıysa Bir İnsanın Yüreğine ya Mevlasını Özlemiştir ya da Mevlası Onu
Mevlayı Özleyen Gönül ya Hüznü Bekler ya da Hüzündedir.
Bela, Gam ve Keder Mevlanın Sevdiklerine Gösterdiği Kamçıdır.
Vurdukça Kendine Çeker.
İmam Rabbani