Slideshow hazırla, Resimler kaydet make your own slideshow view all photos




Bad-ı Saba İlkbaharlarımıza Eylül Hüzünleriyle Uğradı Bir Sabah Özlemlerimiz boynu bükük kaldı Özlemlerimiz Sarıldığın Kefenler Kadar Beyazdı Efendim.

11/3/2009 - İmkanım yoktu


İMAN EN BÜYÜK İMKANDIR

"İmkanım yoktu" deme. Kendine doğruyu söyle. "Üşendim" de…

"Tembellik ettim" de…
"Canım istemedi" de…
"Yapmak içimden gelmedi" de…
Hiç değilse "yattım" de…
Ne dersen de, ama "imkanım yoktu" deme.

Unutma, iman en büyük imkandır. İmanı olanın imkanı tükenmez. Hatta kimi zaman "imkanım yoktu" demek "imanım yoktu" demeye bile gelebilir.

Birileri önüne çıkıp şöyle sorabilir: "Falancanın imkanı var, fakat yapmıyor; nesi eksiktir dersin?"

O zaman diyeceğin bir şey, vereceğin bir cevap yoktur.

İmanın makarrı olan yürek bitimsiz bir güç merkezidir. Göz ferini, diz dermanını, yumruk fermanını yürekten alır. Tıpkı kaslara komuta eden sinir sistemi gibi. Başını dik tutan kasların değil, o kasa komuta eden beynindir. Yumruğunu havaya kaldıran pazuların değil, o pazulara komuta eden beynindir.

Gittinse, ayağın değil yüreğin götürdüğü için gittin.

Gitmedinse, yüreğin yetmediği için gitmedin.

Yaptınsa, elin erdiği için değil aklın erdiği için yaptın.

Yapmadınsa, elin ermediği için değil yüreğin yetmediği için yapmadın.

Gördünse gözün olduğu için, baktığın için değil, gönlün olduğu için gördün. Eğer gözü olan herkes görseydi, bunca "bakarkör"ün varlığını nasıl ve neyle açıklardık? Eğer göz görmenin yegane organı olsaydı, gözü olmadığı halde bir çok göz sahibinin göremediği hakikatleri gören kafa gözü kör, kalp gözü açık yiğidi nereye koyardık?

Görmedinse göz olmadığı için değil, hatta "göz bakmadığı" için değil, "gönül akmadığı" için görmedin. Tıpkı yapmadıklarını gönlün olmadığı için yapmadığın gibi. Tarih bir işe baş koyanların, önce o işe gönül koyduklarının şahididir.

"Yapacaktım ama, kimsem yoktu" deme.

"Kimsesiz" değilsiniz, "kimse, sizsiniz". O ise, sadık yâriniz ve her an yanı başınızda hâzır ve nâzır yardımcınızdır.

Yapacağı işte onu hesaba katmayanlar besmelesizdirler. Besmeleli olanlar, yaptıklarını O'nun sayesinde, O'ndan aldıkları yetki ve güçle, O'nun yardım ve desteğiyle yaptıklarının bilincinde olanlardır.

O, elde var "Bir"dir. Gerisi sıfır olsa ne yazar?

O'nu yanında bilen kimseye muhtaç değildir, O'nsuz olanın kimsesi yoktur.

Görevini yapmak için sağına soluna ve dahi ardına bakanlar, O'nun gözetimi altında olduklarının, O'na karşı sorumlu olduklarının şuurunda olmayanlardır.

"Yürüyeceğim ama, kim gelecek?" deme, sadece yürü.

Yeter ki yürü ve iz bırak. Zamana ve mekana bir soğuk damga gibi vur ayak izini. Yürüyüşünün tanığı olsun bıraktığın izler. Hiç iz bırakıp da izlenmeyen birini gördün mü? Unutma ki iz bırakanlar mutlaka izlenirler.

Hem baksana kendine! Sen, senden önce yürüyen birilerinin izini izlemiyor musun? Bunu ancak yolcu olduğunu unutmayanlar, yolculuğu her şeye rağmen sürdürenler bilir.

Zaten yol dediğin, izlerin icmalinden başka nedir ki?

Yolu yol kılan biraz da senin ve senden önce yürüyenlerin izi değil midir? Zaman ve mekanda var olan tüm yolları, yolcular açmamışlar mıdır? Ve yolun kerameti yolcudan menkul değil midir?

Ve bir de "yapacağım ama, değerinin bilineceğinden umutlu değilim" deme.

Bir kere umut dediğin imanın öz çocuğudur. Çocuğuna kıyan anasını ağlatır. Umuduna kıyma ki imanın ağlamasın.

Etrafına bak, ne kadar umutlu adam varsa, hepsi de bir şeyler yapan, değer üreten, kıymet ortaya koyan kimselerdir. Yani yapanlar umutlu, yatanlar umutsuzdur. Handiyse birinin umuduna bakıp onun "yapanlardan" mı "yatanlardan" mı olduğunu anlayabilirsin.

Hem yatanların umutlu olması hayra alamet değildir, tabi ki yapanların umutsuz olması da…

Değerini kim mi bilecek?

Bu kaygı sahte değerlere yakışan bir kaygıdır. Sahici değerler "Değerim bilinir mi acaba?" diye kaygı duymazlar.

Çünkü onların varlığı ve hâlâ bir şeyler yapıyor olmaları, değerin değerini takdir eden birilerinin her zaman ve zeminde mutlaka varolacağının en güzel isbatıdır.
     Mustafa İslamoğlu

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/9/2008 - Kandil



KADİR GECESİ

Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğu meçhuldür. Ramazan ayında, ramazan ayının son on gecesinde veya son yedi gecesinde, ramazanın tek olan son on gecelerinde aranılması hususunda rivayetler vardır. Efendimiz (s.a.v.) son on gece îtikafa girer ve ev halkını da ibâdete teşvik ederdi. Kadir Gecesi’nin tam olarak bilinmemesinin pek çok hikmeti vardır. Müminler, bu sâyede tembellikten kurtulmakta ve Kadir Gecesi’ni yakalayabilme arzusuyla ramazan boyunca gecelerini değerlendirmektedirler.

KADİR GECESİ’Nİ NASIL DEĞERLENDİRMELİ?

Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir.” Yine efendimiz (s.a.v.)’in; “Kadir Gecesi’nde, yatsı namazında cemaatte hazır bulunanın, ondan hissesini alacağı” ve “Ramazan ayı çıkıncaya kadar, akşam ve yatsı namazlarını cemaat ile kılanın, Kadir Gecesi’nden çok hisse alacağı” müjdeleri de göz önünde bulundurulursa, en azından ramazan ayında sabah, akşam ve yatsı namazlarını cemaatle kılmanın ne büyük bir manevi kazanç olduğu anlaşılır.

Bu gecelerde, günahlarımızın affı için dua etmeliyiz. Özellikle “Allah’

Allahu Teâlâ, Gecelerimizin kadrini bilmeyi de cümlemize nasîb eylesin. Âmin...

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/7/2008 - Kandil.



Ya İlahi !
Bize bu ayrılıkların hikmetini anlamayı nasip eyle!
 Bu ayrılık hüznünün arkasında hangi sevinçler var?
Göster bize Ya Rabbi!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/3/2008 - Namaza Çagrı

Sana Kur’ân’la bildirilen mesajları oku. Namazı da gereğince kıl. Hiç şüphesiz namaz bütün çirkinliklerden,ortak aklın sakıncalı bulduğu kötülüklerden korur. (Yaşamın içinde ve de namazla) Allah’ı anmak en büyük erdemdir-ibâdettir.”

ankebut 45

Zerreciklerden galaksilere, tek hücrelilerden fillere, çiçeklerden görkemli ağaçlara kadar bütün varlıklar Allah’ın koyduğu tabîat yasaları çizgisinde hamd ederek Allah’a ibâdet ederler.

En güzel şekilde yaratılan insan, özgür iradesiyle evrendeki bu ibâdet akışına katılmakla yükümlü kılınmış varlıktır. Çünkü Yüce Allah’ımız insanı kendisine ibâdet etmesi için yaratmıştır. Hz.Muhammed dahil bütün Peygamberlerin tebliği olan İslâm da bu ibâdet görevini açıklamak için gönderilmiş dindir.(1)

Allah’ın oruç ve zekât gibi her bir Kur’ânî emrine ve içki ve faiz yasağı gibi her bir Kur’ânî yasağına uyuş bir ibadet ise de ibadetlerin anası, özü ve şahı namazdır.

Namaz, zayıf olan insanı güçlüler güçlüsü olan Allah’a bağlayan rabıtadır. Namaz; Kurân ifadesiyle göklerin ve yerin nuru olan Allah’ın ışığı ile aydınlanmadır.

        Namaz, bir hadisteki söylemle gökleri ve yeri yaratan, yeryüzüne dağları dikip yerleştiren, bin bir çeşit bitkileri ve hayvanları yaratan Allah’ın buyruğudur.

Namaz salât, zikir, tesbih ve tekbir gibi sözcüklerle Kurân-ı Kerim’de yüzlerce defa emir buyrulan vakitleri belirli görevimizdir.(2

Namaz Kelime-i Şehâdet getirilerek Allah’la yapılan sözleşmenin yenilenmesidir. İslâm Dini’ne imanın gerektirdiği temel ibâdettir. Rabbimizin huzurunda sorgulanacağımız ilk kutsal görevimizdir. Allah’ımızın rızasına erdirecek en faziletli ameldir. Çünkü Namaz Allah’ın egemenliğini fiilen tanımadır. Onun hükümranlığına boyun eğiştir.

Namaz bedenin, aklın ve kalbin katılımı ile gerçekleştirilecek ibâdettir.

Namaz İslâmî imanın belgesidir. İnancın yaşama dönüşüdür. Vücudda baş konumundadır, İslâm’ ın ana sütunudur.

Namaz yıldızlar, dağlar, hayvanlar ve denizler gibi her bir varlığın ibâdet şekillerini içeren, bunun için de ayakta, eğilerek ve yere kapanarak yapılan kulluk zirvesi ibâdettir.

Namaz, bize bizden yakın olan Allah’ımızla beraber olduğumuz bilincine yükselten ibâdettir.

İnsanın Allah’a en yakın olacağı secdeyi içine alan bir ibâdet olduğu için namaz, bütün peygamberler ve kutsal kitapların görevleştirdiği ibâdettir.  

Örneğin; Hz. İbrahim ve bağlıları, Hz.Mûsa ve inançlıları Hz. İsa ve havarileri namazla Allah’a ibâdet etmişlerdir.(3)

Namazı müminin miracı, gözünün nuru ve Cennet’in anahtarı olarak niteleyen

Hz.Muhammed de namazla Allah’a ibâdet etmişler ve onun şanlı ümmeti olan bizler de beş vakit namazla emrolunmuşuzdur.

Namaz diriliştir. İmanı pekiştiren ve hayat yasamız olan Kurân’la ilişki kurduran ibâdettir. Namaz kılan kişi her namazda onlarca defa tekrarladığı Allahû Ekber (Allah en büyüktür) sözü ile Allah’ı hayatının merkezine alır.Her rekatta okuduğu Fatiha sûresiyle Allah’ı bütün varlıkların yaratıcısı olarak kuşatıcı rahmet ve sevgi sıfatlarıyla anar. O’nun huzurunda yargılanacağı inancını pekiştirerek rûhunu ebedi aleme açar.Emirleri ve yasaklarına uyarak yalnızca Allah’a ibâdet edeceğini ve sadece O’ndan isteyeceği andını içer ve özgürleşir. Hayatı boyunca uygulayacağı Kurânî yasaları okuyarak yaşam bilincini artırır. Örneğin; adalet ve Hac emri, zulüm ve zina yasağı, sevgi ve yardım buyruğu ile kucaklaşır. İstediği dosdoğru yola yönlenir.  

Namaz, müminlerin kardeşi, İslâm toplumunun güvenilebilir, temsil ve tasarruf yetkisi verilebilir bir üyesi olmanın temel şartıdır.(4)

Namaz, her biri zarar verici vasıfta olan günahlardan koruyan ibâdettir. Bilinçli secdeleriyle Allah’ın huzurunda eğilecek Müslüman, hiç bir zalim otoriteye eğilmez. Nefsini ve ihtiraslarını ilahlaştırmaz. Çünkü namaz özgürleştiren ibâdettir.

Namaz rûhî gelişimimizi engelleyerek iç dünyamızı karartan günahlardan arındıran, Peygamberimizin diliyle ifadelendirirsek tıpkı her gün içine girilip yıkanılan bir nehir gibi aklayan ibâdettir.

Namaz, karşılık beklenmeksizin Allah için iş yapma eğitimi yaptırarak müslümanı ideal bir toplumcu, çevreci ve vakıfçı olarak hayata hazırlayan ibâdettir.

Namaz, vücut, elbise, mekan ve ruh temizliğini zarurileştiren ibâdettir.

Peygamberimizin öğütleri çizgisinde cemaatle kılınacak namaz, yöneticiyle yönetileni,alimle cahili,zenginle fakiri … birleştiren, saflarda eşitleyip kaynaştıran, danışma ve dayanışma yolarını açan, âidiyet duygusunu geliştirip moralleri yükselten, birliği siyasî ve ekonomik güce dönüştüren ibâdettir.

Vücudumuzu helal yollarla kazanılmış gıdalarla besleyerek, anlamları öğrenilecek sûreleri ve duâları bilinçle okuyarak, ibâdetlerin yücesi olduğu bilinerek ve son namazımız olduğu düşünülerek ve armağanlarını Allah’tan alacağımıza inanılarak kılınacak namazlar dünyada yaşanabilecek Cennet mutluluğudur. Bunun içindir ki namazsızlıkta yaşanacak manevî öksüzlüğe gök ağlasa, yağmurlar gözyaşları olarak dökülse sezadır.

Namazlarını sürekli ve iç huzuru ile kılabilenler Peygamberimizin ifadesiyle Allah’ın veli kullarıdır. Cennetler onları beklemektedir.Kurân’ımızın açıklamasına göre Allah katında yüksek dereceleri onlar kazanacak, en yüksek Cennet Firdevs’e onlar girecek, sınırsız güzellikler içinde ebedî yaşama onlar ereceklerdir.(5)

Kurân’ımızın bildirisine göre, değil namazsızlık,

a-Namazı gereğince önemsememek,

b- Namazı tembel tembel kılmak ve gösteriş için kılmak bile kalplerine gereğince iman akmamışların vasfıdır. (6)

Tövbesiz namazsızlık Cehenneme yuvarlanıştır. Kurân namazlarını terkeden ve nefsi arzularını putlaştıran tiplerin namazsızlığın azap gayyasına düşeceğini açıklar. Ancak Kurân’ımız ümit kapılarını da açmaktadır. Tövbe edip imanlarını yenileyen ve namaz çizgisinde güzel işler yapanları da Cennet’le müjdelemektedir.(7)

Yüce Mevla’mız namazı Peygamberimizin şahsında çocuklarımıza da öğretmemizi emretmiştir.(8)

Peygamberimiz, Rabbimizden eşleri ve çocuklarını namaza ( yönlendirmesi ) emrini alınca evli kızı Hz. Fatıma’yı sabah namazına kaldırmak için aylar boyunca Fatıma’nın evine uğramıştır ve bize de yedi yaşlarından itibaren çocuklarımızı namaza alıştırmamız görevini yüklemiştir.

Yüce Mevlâmız, katındaki değerinden ötürü kendisinden sabırla ve namazla yardım istememizi emrettiği gibi,(9) namaz kılıcı olabilmemiz için de kendisine duâ etmemizi Hz. İbrahim’in yakarışı örneğiyle bizlere öğretmiştir:

“ Allah’ım! Beni ve zürriyetimden gelecekleri namazı gereğince kılanlardan kıl… “ (10)

Böylesi yüce bir ibâdeti kurumlarında engelleyenler ve onu irtica olarak niteleyip temel haklar ve özgürlükleri çiğneme nedeni kılanlar, Kurân ifadesiyle cezalandırılacak zalimlerin ta kendileridir.(11)

 Ana kulluk görevimiz ve erdemimiz olan Namaza çağrımızı,önemini vurgulayan Peygamberimizin bir buyruğuyla pekiştirelim:

“Parça parça edilsen ve yakılsan bile (putları, şahısları, ilkeleri, kurumları, rejimleri…) Allah’a ortak koşma. Farz kılınan namazları asla bırakma. İçki de içme. İçki bütün kötülüklerin anahtarıdır. (12)

1-Zariyat 56,Nahl 36

2-Nisa 103

3-İbrahim 37,Taha 14,Meryem 31

4-Tevbe 11

5-Enfal 3-4, Mü’minun 1-11

6-Nisa 142,Maun 4-5

7-Meryem 59-60

8-Taha 132

9-Bakra 153,

10- İbrahim 40

11-Bakara 114

12-İ.Mace Hn. 4034

Ali Rıza Demircan

http://www.namazladirilis.com/ dan alıntıdır

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/2/2008 - Seni Seviyorum Allah'ım

SENI SEVIYORUM ALLAHIM
DEDIM:Cok yanlizim
DEDIN: Benki sana cok yakinim Bakara-186
DEDIM: Evet biliyorum sen bana yakinsin ama ben senden uzagim keske bende sana yakin olabilseydim
DEDIN: Rabbini sabah aksam,yüksek olmayan bir sesle,kendi kendine, ürpertiyle,
yalvara yalvara, icin icin zikret et.Araf-205
DEDIM: Bu da senin yardimini ister
DEDIN: Allahin sizi bagislamasini istemezmiziniz? Nur-22
DEDIM: Tabikii ki, beni affetmeni cok isterim.
DEDIN: Öyleyse) Rabbinizden bagislanma dileyin sonra O´na Tövbe edin.Gercekten benim Rabbim esirgeyendir,sevendir. Hud-90
DEDIM: Cok Günahkarim, bu kadar günahla ben ne yaparim?
DEDIN: Allahin kullarinin tövbesini kabul edecegini ... ve Allah´in tövbeyi cok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hala bilmezlermi? Tevbe-104
DEDIM: Defalarca tevbe edip tövbemi bozdum, artik yüzüm kalmadi.
DEDIN: Allah Aziz ve bilendir, günahlari bagislayan ve kullarinin tövbesini kabul edendir.Gafir-2/3
DEDIM: Bunca günahim var hangisinini tövbesini yapayim?
DEDIN: Allah bütün günahlari bagisliyandir.Zümer-53
DEDIM:Yine gelsem yine beni bagislarmisin?
DEDIN: Allah baska günahlari bagislayan yoktur.Al-i Imran-135
DEDIM: Ne kadar güzelsin Allahim! Bilmiyorum bu sözlrin karsisinda nicin böylesine icim icime sigmiyor ve erimeye basliyorum, Seni cok seviyorum.
DEDIN: Süphesiz ki Allah Tövbe edenleri sever .Bakara-222
BIRDEN: "Ilahim ve Rabbim benim Sen´den baska kimim var" dedim.
SEN DE:"Allah kuluna yetmezmi?" Zümer-36 dedin.
DEDIM: Senki beni bu kadar cok seviyorsun ve bana karsi bu kadar iyiysin
ben ne yapabilirim?

DEDIN: Ey inananlar! Allahi cokca zikredin.Ve O´nu sabah-aksam tesbih edin. Sizi karanliklardan aydinliga cikarmak icin üzerinize rahmetini gönderen O´dur .
Melekleride size istigfar eder. Allah müminlere karsi cok merhametlidir.
Azhap-41-43

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/12/2007 - İslam'ı aşkla yaşamak düştü gönlüme

 

İslam'ı aşkla yaşamak düştü gönlüme

İslâm’ı aşkla yaşamak düştü gönlüme… “Yaşamak, yaşatmanın sînelerdeki yankısıdır.” dediler. Aşkla savunulan bir dâvâ düştü gönlüme. Gözüm başka bir hayali görmedi. Cihad, taşları yastık yapan başların Hakk’a kulluk vechesinde âleme sığmayan güzelliği taşımaktır, her bir köşeye...

Cihad, merhametin zaafa uğramadan her karanlığa bir hilâl olmasıdır. Cihad, muhabbet lehçesiyle yazan kalemin gölgesinde kalplere yol açmaktır.

Gelincikten nârin yüreciklerin, rahmeti celbeden nâzenin dokunuşlarıdır cihad.

Zehir akıtan baldıranlara bir avuç dolusu gül sunabilmektir.

Gariplerin yüzüne ıtır kokulu bir tebessüm koyabilmektir cihad.

Dünyanın kan kokan vahşeti içinde Tevhid’in ferahlık ve sükûnetini getirebilmektir.

Allah Rasûlü gibi sadrını çatırdatan yükü omuzlamaktır. Sonra İnşirah sabahında yorulmadan, kırılmadan gözlerini başka bir ufka dayamaktır cihad…

Cihad, Nuh -aleyhisselâm- gibi, küfür haykıran kavmin karşısında, yüzyıllar geçse de Tevhid’in kalesi olmaktır.

Cihad, Sancak-ı Rasûl olmaktır. Huzuru dalgalandırmaktır, yeryüzü coğrafyasında; gönül haritalarına işlemektir muhabbeti… Kuru cihangirlik dâvâsı değildir, cihad!.. Bir beşâret-i Nebî uğruna ömrünü adamaktır Fâtih Sultan gibi. Yavuz Selim gibi Allah’tan gayrı bir nefes almaksızın çölleri aşmaktır. Makamsız olmak en büyük liyâkattir. Kanunî gibi Padişah kaftanını hiçe sayıp top arabasını omuzlamaktır.

Gurbetteki ruhun vuslatı aramasıdır cihad... Yokluğu, varlığa sermâye yapmaktır.

Ahmed Yesevî Hazretleri gibi, cihad, küfrün karanlığı içine bir nezir gibi atılacak gayreti dokumaktır gönüllere. Ve o erlerle garba uzanıp haçın yerine hilâli koyabilmektir.

Cihad, sahabenin Semerkant’a, Çin’e, Habeşistan’a yürüyen adımlarındaki dini yayma gayretidir. Cihad Hazret-i Hamza’nın cesaretidir. Mus’ab -radıyallâhu anh- gibi kefensiz toprağa girmektir. Cihad, sahâbe olmaktır Rasulullâh’ın mübarek gözlerinde inci gibi parlayan... Cihad, Uhud’larda şehâdet arzusuyla toprağına düşmektir.

İslâm’ı aşla yaşamak düştü gönlüme, yaşatmak adı olan...

İslâm’ı aşkla yaymak arzusu düştü gönlüme Uhud kokan…

Bedir müjdesi taşıyan bir aşk düştü.

Şimdi Anka kuşu kanatlarına alsın, Uhud toprağına bıraksın bizi.

Cennet kokularıyla karışsın tozu toprağı benliğimize…

alıntı...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/11/2007 - Sevilmeye layik olan yalniz ALLAH'tir..

Sevilmeye layik olan yalniz ALLAH'tir..

Günümüz insanının her sahada pek çok problemi mevcuttur. Kendi iç aleminden kopuk bir vaziyette, kendinden fersah fersah uzaklarda çok farklı şeylerle meşgul olan insan, kendiyle ve Rabb’iyle barışık olmadığından huzuru bulamamaktadır. Netice olarak evlat anne–babasıyla, kardeşler, akrabalar birbirleriyle ters düşmekte, huzursuzluk, anlaşmazlık, geçimsizlik, kavga ve gürültü cemiyetin her sahasında kendini göstermektedir.

Böyle bir toplumda insan kendinden kaçmaktadır. Aslında bu kaçış insanın Yaratıcısını arayışıdır. Bugünün asıl meselesi de insanın aradığını bulamamasıdır. İnsan bugün bunun yorgunluğunu çekiyor. Halbuki insanoğlu bu arayışta sevgi ve muhabbet burağına binse Rabb’ini rahatlıkla bulur ruhen mutmain olur.

O halde insanı Rabb’ineulaştıran binek konumunda olan sevgi ve muhabbetullah nedir?

Sevgi kuvveti insan fıtratına yerleştirilmiş köklü bir hassa’dır. Sevmek insana ALLAH ’ın ilahi bir lütfu olduğu gibi, asli bir ihtiyaçtır. İnsandaki sevgi kuvveti incelendiğinde bu hissin sonsuza uzanma temayülü olduğu görülür.

Sevginin sınırsızlığı sevilenin de ezeli ve ebedi olmasını gerektirir. Ezeli ve ebedi olan ve sevgiyi bir mahluk olarak yaratan Cenab–ı Hak olduğuna göre sevilmeye layık olan da yalnız ALLAH’tır.
Kulun ALLAH’ı sevmesi, ALLAH’ın da kulu sevmesini davet eder. Ayet–i kerimede ALLAH“ onları, onlar da ALLAH’ı severler” buyurulmaktadır. (Maide: 54).

Bu hususta bir ayet–i kerime de şöyledir: “İman edenlerin ALLAH ’a sevgisi ise sağlam” (Bakara: 165).

Burada önemli olan husus şudur: Kişinin muhabbetullaha giden yolda atacağı ilk adım haram ve helal sınırlarına riayet etmektir ALLAH ’ı seven bir insan ALLAH’a kavuşmayı da sever. ALLAH’ı çok zikreder, ALLAH’ın emirlerine riayet etmekte tereddüt göstermez, ALLAH’ın kelamı olan Kur’an’ı ve ALLAH’ın sevdiklerini sever. Bunlar kişinin ALLAH sevgisinde samimi olduğunun işaretleridir. Böyle bir insanın kalbinde şu hadis–i şerif tecelli etmiştir:
“Kimde üç haslet varsa o imanın tadını almıştır: ALLAH ve Resulünü her şeyden çok sevmek, sevdiklerini ALLAH için sevmek, ateşe düşmekten korkar gibi küfre düşmekten korkmak.”

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/10/2007 - Kadir Gecemiz.

Kadir gecesinden söz ettiği için bu adı almıştır. Abese sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 5 (beş) âyettir. Sûrede, Kadir gecesinden, onun faziletinden, o gecede meleklerin yeryüzüne inişinden bahsedilir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.

2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?

3. Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.

4. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.

5. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.

-Tüm islam aleminin kadir gecesi mubarek olsun RABBİM açılan ellerimizi ~~kapısından boşçevirmesin~~

Amin..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/9/2007 - - MÜBAREK AY ŞEHR-İ RAMAZAN

12/9/2007 - MÜBAREK AY ŞEHR-İ RAMAZAN              

 Uzun zaman var ki, dünyamıza karanlıklar inmekte... Her yerde karmaşa, gözyaşı ve hüzün…

Gönüllerimiz bir ışık huzmesine hasret… Tıpkı susuz toprakların yağmur hasretiyle kavrulduğu gibi…

Derken o geldi: Rahmet zamanı, umut zamanı... Yenilenmenin, umutları tazelemenin, yeniden dirilişin zamanı... Melekût ikliminin perdesi açıldı şimdi. Semaya kalkan eller rahmetle dolacak. Mübarek Ramazan, hoşluğu unutan dünyamıza hoş geldi.

 Gökler ötesinden süzülüp gelen nurun, zifiri karanlığa bürünmüş dünyamızı güneş gibi aydınlatarak gündüze çeviren baharın son fasılasıdır Ramazan-ı Şerif…

 Zira nebilerin hayat bahşeden nurlu soluklarından sonra küfür ve şirk karanlıklarına gömülen yeryüzü, son bir kere ve emsali görülmemiş bir şekilde Kur’an ile aydınlanmıştır bu ayda…

 Kıyamete kadar insanlığa hidayet yolunu gösterecek olan Kelamullah, Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına bu ayda indirilmiş, oradan da ayet ayet, sure sure iki cihan güneşi Hz. Muhammed (sav)’e nazil olmuştur. Mekke’de başlayan nüzul, Allah Resulü’nün (sav) peygamberlik süresince Medine’de devam etmiş ve yaklaşık yirmi üç senede tamamlanmıştır.

  Ayeti kerimede nüzulün bu ilk merhalesi anlatılarak şöyle buyurulmaktadır: “Ramazan ayı ki, Kur’an, insanlara hidayet rehberi, yol gösterici ve doğruyla yanlışı birbirinden ayıran açıklayıcı belgeler olarak o ayda indirilmiştir.” (Bakara,2/185.)

 Yüce Allah, kelam sıfatıyla ins ve cinne diyeceğini demiş, kitapların en mübareğini, zamanların ve mekanların en mübareğinde, insanların en mübareğine indirmiştir. Yüce Allah, “Biz onu (Kur’an’ı) mübarek gecede indirdik” ( Duhan,44/3.) buyurmakta; bu mübarek gecenin hangi gece olduğunu da “Biz Kur’an’ı kadir gecesinde indirdik” ( Kadir,97/1.) buyurarak açıklamaktadır.

 Görüldüğü gibi aylar içinde Kur’an’da adı geçen tek ay Ramazan’dır. Bu da Yüce Allah’ın, Ramazan ayına ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Nasıl ki Yakub’un (a.s) on iki oğlundan Yusuf (a.s) bir yana, diğer onbiri bir yana ise, Ramazan’da diğer onbir aya göre böyledir.

 Amellerin mükafatı bu ayda diğer aylara göre kat kat artmakta, böylece günahlara kefaret olup, onları eritmektedir.

 Resul-i Ekrem (sav) buyurmuşlardır ki:

 “Ademoğlunun yaptığı her iyiliğe karşılık en az on katı vardır. Bu, yedi yüz ve daha fazlası da olabilir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Oruç hariç. Onun mükafatını ben vereceğim. Çünkü o, şehveti, yemeyi, içmeyi benim için terk etti.” Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucunu açtığında, diğeri ise Rabbine kavuştuğundadır. Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. ”(Buhari,Savm,4/103-110,No:1894,1904,5927,7942,7538; Müslim, Sıyam, No:1151.) Başka rivayette de şu ziyade vardır: “ Ademoğlunun yaptığı her şey kendisi içindir. Oruç hariç. O, benim içindir.”

 Yukarıdaki hadisten anlaşıldığı üzere, her amel on kattan yedi yüz ve daha fazlasına katlanabiliyor. Ama oruç bundan ayrı tutuluyor. Yani orucun değeri sayılarla ifade edilemeyecek kadar fazladır. Bilakis Yüce Allah, onu dilediği kadar katlar. Oruç sabırdandır. Yüce Allah da sabırlılar hakkında: “ Sabredenlere, mükafatları hesapsız ödenecektir.” (Zümer,39/10.) buyurmaktadır. İşte bu sebeple Resul-i Ekrem (sav)’in, Ramazan ayını sabır ayı diye isimlendirdiği rivayet edilmiştir. ( Ebu Davud,Savm,No:2428; İbnu Mace,Sıyam,No:1741.)

 Konuyla ilgili bir hadiste: “ Oruç, sabırdandır.” ( Tirmizi,Daavat,No:3514.) buyurulmuştur.

 

   Yazının Tüm Telif Hakları Semerkand Basın Yayıncılığa Aittir. Kaynak göstermeksizin Alıntı Yapılamaz.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hüzün Dalgası Çarptıysa Bir İnsanın Yüreğine ya Mevlasını Özlemiştir ya da Mevlası Onu Mevlayı Özleyen Gönül ya Hüznü Bekler ya da Hüzündedir. Bela, Gam ve Keder Mevlanın Sevdiklerine Gösterdiği Kamçıdır. Vurdukça Kendine Çeker. İmam Rabbani

Image Hosted by ImageShack.us
Yüreğimi koyuyorum senin göklerine... Bu dünya gurbetinde yalnızken,ruhumda alevler tutuşmuşken başka çarem,başka yörem yok yok... Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün Bir dönüm noktasında aklıma “Rahman “düştü. “Er-Rahman” Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın adıyla...

Son Yazılarım

y/anılma
.....
.....
Adım Ayrılık....
Allahım...
Yağmurlar Aglıyor Yanlızlığıma...
Sen olmasan!
Yûnusça bir duanın firarisi olmak için
Kelimeler...
Gözleri Uykusuz Bir Yalnızlık...
...
Üç nokta koydum gecenin siyahına
Kül
Çıkış Yok Bir Çığ Duracak Üzerime...
Yüreğim titriyor...
.....
Yandım
...
İmkanım yoktu
Sana Kalbimi Getirdim
Teşekkür ederim
Ney Olup Ağlamaktır duamız.
YAŞAYACAĞIM ...
Ellerini Alıştır Vedaya... Ve Duaya...
Ayrılık Gelmeden Git


Kategoriler




Arkadaşlarım

fuadyusufoglu
subat75
gulpinarim
huzundamlalari
bennur76
sivist
fatih03
feyne
gunbatimi7
cennetedavett
insaninsan
mehmet orhan durdu
rufeydem
nurosmanlitorunu16
sonsiirim
araf21
adinakurbaneyrasul
ebvaa
bilaltaha
geldostagidelim
tesetturluyum
mukarrebin
umutsahili82
saklanangercekler
ahid77

Image Hosted by ImageShack.us

01-Secret Love - Buddha Bar