Slideshow hazırla, Resimler kaydet make your own slideshow view all photos

Bad-ı Saba İlkbaharlarımıza Eylül Hüzünleriyle Uğradı Bir Sabah. Özlemlerimiz boynu bükük kaldı. Özlemlerimiz Sarıldığın Kefenler Kadar Beyazdı. Efendim - Blogcu


Bad-ı Saba İlkbaharlarımıza Eylül Hüzünleriyle Uğradı Bir Sabah. Özlemlerimiz boynu bükük kaldı. Özlemlerimiz Sarıldığın Kefenler Kadar Beyazdı. Efendim

13/5/2008 - Tutuşur Her Nefesim Ah Dedikce

Tutuşur Her Nefesim Ah Dedikce

Ah... Tek hece...

Bütün lisanlarda aynı okunan mana...

Bir elif; ardından bir he...

Allah adının ilk ve son harfi...Elif ve he ile yanmış aşık...

Hani dervişin ah’ı zikirdir ya! Emr-ullah yerine Emr-ah deriz ya hani!...h=Allah olur o vakit. O’nun sırrını yürekte olan ah bilir ancak. O’nun evini bir ah doldurur ve İlah da bir ah içinde gizlidir. O’nun aşkıyla iki gözü iki çeşmedir he’nin, ve gözyaşları elif olur ağlarken için için.

Zora tahammülü güzel bulanlara değil; güzele tahammülü zor bulanlara yazgılıdır ah... Güneşi gizleyen bulut, gizleyebilir mi hiç varlığını güneşin; acıyı saklayan tebessüm, ya saklayabilir mi hiç vücudunu acının? Dokununca en ince teline içindeki sızının, bülbül durabilir mi şeydalanmadan ta mahşer olunca?...

Gözyaşlarının denizinde boğulurken bir yandan, içinin çoğaltan aşıkın karıdır ah. Bir yandan yıka-r, bir yandan yak-ar; arıtır sevgiyi bütün kirlerinden; pişirir sonra tennurlarda. Bir alevdir ah, pak eden gönülleri. Şuleye doymayan pervanenin mumudur o; yanarken elif, yanınca he gösterir. Ve elif’in, ağlayan bir noktadır uzamaktayken boyu; he’nin iki çeşme iki gözü...

Arık bedenler, bükülmüş beller, sararmış yüz, kızarmış göz. Ve göz göz olmuş dağ yaraları gamze oklarından, dilim dilim olmuş hançer yaraları sitem tığlarından... Mezar şahidelerinde nazenin bir rölyef; sonsuzluğun başındaki son nida...

Dalı elif, çiçeği he’ye benzeyen nergislerin bittiği topraklar, sararıp solan bir aşıkın yattığı mezarlardaki ah’tan gayri nedir ki? Yedi feleğin sinesinde ah’lar, baştan başa ah kesilmiş seraserler, atlaslar, nilguniler... Güneş kursunun he’sinden süzülen cömert huzmelerde hayat... ve elif elif olmuş huzmeler... noktanın akıttığı gözyaşlarında elifler yaşar, ışık olur.

Ah bir zulmet yumağı olup istila etti mi hiç ruhunuzu? Şafağı sökmeyen gecelerde rüzgarı unutulmuş bir geminin yelkenlerinden ummana sızan sesini duydunuz mu hiç onun? Nasıralı İsa’ya ihanet eden Yuda’nın son nefesinde ne dediği yordu mu zihninizi hiç? Hiç kaldırmaya çalıştınız mı ehramların dehlizlerinde elli bin yıl katmerlenen karanlıkların tabakalarını güçsüz bileklerinizle? Ya zigguratların meşalelerini yakan eski zaman rahiplerinin alınlarındaki dilemmalarda tükettiniz mi oksijen kütlelerini? Yıldızsız yaz geceleri kadar karanlık sandığınız oldu mu hiç bahtınızı? Ve yüreğiniz, iki gözü iki çeşme bir he değil miydi?!.. Ve her damla gözyaşınız uzanmıyor muydu elif elif!?..

Ah, Büyük Sahra’da güneş, Sibirya’da kar olsa gerek. Nakışları yanlış renklere bağlanmış bir minyatürün zencireklere hapsedilmiş hüznü yahut da. Aşkın hem hükmü, hemde hükümlüsüdür o. Gönlün Sidre’sinde eski bir yazgı Kalu Bela’dan. Bütün insalara yetecek kadar acı ve bütün acılara yetecek kadar insan. Teşrinlere uğramış bir zambak damlası, hoyrat ellerde ufalanmış bir mercan dalıdır ah; ışığını yitirmiş bir yasemin yaprağı, Kays’ın gönlünde çöl çiçeği, bağrına yıldırım düşmüş dağ lalesi... ve elifin şerha şerha uzamakta boyu...

Efendi’yi seven kölenin efendiliğini de, kölesini seven efendinin köleliğini de süsleyen simyadır ah. Ah deyince sevgili, elif de, he de, en kutluları olur bütün öteki harflerin ve sözcüklerin şahı kesilir ah!.. Ah deyince aşık, dört elif miktarı uzar da ahı, he’nin gözünden akan ırmaklar Nil’in bereketini yükletir aşk yetimlerinin karakalarına ve en karlı alışverişlere hazırlanır pazarlar. Ah deyince mazlum, Arş’a ağar da kıvılcımı aheste aheste, bir yıldırım olup yağar mazlumun başına tez elden. Gül dikip gül seren, güle bakıp gül derenlerin ıtır sağanağına tutulmuş gönüllerindeki gül kırmızı süveydadır o. Ve elbette ahı tutar bir gün aşıkların, hicranlar elif olur, he olur...

Akdeniz yalılarından Cezayir kıyılarına muştuluk götürülmüş portakal çiçeklerinin sarısında bir he idi deryalar efendisi Hayreddin Reis’in hüznü; Nis katedrallerinden tunca saraylarına hatıra iletilmiş bohçalrın turkuvazında bir elif idi masallar şehzadesi Cem Sultan’ın hasreti. Avlanmaya niyet ettiği ceylana avlanan Edhem’in içindeki sırdı ah; taşları cesaretle süren Enuşek-revan’ın ihtiyarında bir vezir hil’ati giymeye çalışan piyondaki özlemdi. Ah yaşanılmamış hayatların hasreti; ah ulaşılamayan sevgililerin güzelliğiydi. Her nereye baksa gördüğü ahtır aşıkın; ah elinden niyaz için mescide girse dahi... Mimaresi elif, kubbesi he’dir çünki camilerin... ve hala elifin bağrı şerha şerha kan, ve hala iki gözü iki çeşme he’nin...

Erbab-ı aşka pişe heman her gün ah imiş

Her bir nefes ki ah ile geçmez, günah imiş


Ve sözün düğümü: Ah Mine'l-aşk
İskender PALA

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2008 - SAHTE IŞIKLARI SÖNDÜRDÜM DE GELDİM RABBİM

 

SAHTE IŞIKLARI SÖNDÜRDÜM DE GELDİM RABBİM
ben sahte uzaklıkların sürgünü
ben eğreti vuslatların esiri
ben yalan yolların yolcusu
ve ben sönmüş ışıkların yansıması...
Bu gerçekle Rabbime sesleniyorum...
Tüm kaybedişlerimin nedeni
Seni aramadığım içindi
Her boşluğa düşüşüm
Senin ellerimden tutacağını düşünemeyişimdendi...
Ve Rabbim her düşüşlerimde
Kanayan yaralarım için isyan edişlerim
Hep bu nedenleydi...
Açtığım ellerime dökülen dualarda
Hep kendim , hep ben vardım...
Yine bencillik ettim biliyorum
Oysa ki...
Avuçlarıma dökülen göz yaşlarım...
Ve sana olan özlemlerim olmalıydı...
Sana olan sevdam olmalıydı
Avuçlarımı dua dua kuşatan...
Bütün sürgünler sana
Bütün hasretler sana
Ve bütün vuslatlar sana olmalıydı...
Ve işte Rabbim kapındayım
Affet beni...
Yağdırdığın rahmet yağmurundan
Sağnak sağnak nasiplenirken
Ben kendimi kupkuru çöllerde gördüm
Nasılda kördüm...
Nasılda kördüğümdüm...
Aklım kafi gelirken gerçekleri anlamaya
Akledemedim...
Ve Rabbim bu aciz kul...
Gerçekleri göremediği için kör geldi sana...
Sözlerine kulak veremediği için sağır geldi sana...
Seni layıkıyla anmadığı için dilsiz geldi sana...
Her vakit açmadığı için elsiz geldi sana...
Çağrına koşarak gitmediği için ayaksız geldi sana...
Ve Rabbim...
Bütün sahte ışıkları söndürüp geldi sana...
Nurunla aydınlanmaya geldi...
Sana geldi...
...RABBİM...
Sana geldi...

Alıntıdır

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/5/2008 - Hey Hak Beni Sensiz Bırakma

Kategori: Siir

Hey Hak Beni Sensiz Bırakma
Acılar vardı..
yüreğime sığdıramadığım
sözlerle anlatamadığım
yazarken ağladığım acılar..
hep ertelenmiş hayallerim
bitmek bilmeyen kederlerim
sessiz çığlık gibi şiirlerim
ve bir de acılar vardı...
belki senin acındı bu
belki gülmemiş çocuklugumun
belki özlenen günlerin acısıydı...
hasrette acı beklemek te
geceleyin bir yıldız ağlar gökyüzünde
yitirdiğim cenneti ver bana
yıldızım ağlamasın gökyüzünde...
Günahımı aL...
Beni bana bırakma
her acımda daha bir yakınım sanki sana
hüzün yakışıyor belki bana
yangına düşmüşüm
aşkına vurulmuşum
bak bana...
Acılar hep var olsun
Yeter ki sen beni bana bırakma
Yeter ki sen BENİ SENSİZ BIRAKMA (amin)

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/4/2008 - Şafak Kaç Yüregim...

 
Kaç hüzün iliştirecektim nefes aralarına,kaç çile boşaltacaktım gecenin kucağına,kaç soluksuz ölüm girecekti rüyalarıma…Zifiri karanlık, yüreğimin caddesine sinmiş,sessiz…Kalp kaldırımları yollara sızmış,kimsesiz…Yürek zarında küçük bir uğultu kalmış,nefessiz…

Acıyı soluyorum görmediğim gözlerinden.Muştu ısmarladım üveyklere ellerimden,gökler ağlarken hasretinden,ya benim gözlerimdeki rahmete ne demeli,elemli,dertli…Bu kor ellerimi yakıyor lakin sen içimdeki ateşsin …Nerdesin!!!nerdesin…

Firâk oduna düşen bir gamlı bedevi,kumlar mı yakar bedenimi aşkından düşen hareler mi,ölüm mü diriltir beni,şehla gözlerin mi! Her deniz dalgalı saçlarından alırken ilhamını,karalar çalıyorum yüreğimin ellerine,gözbebeklerime değmeyen gözlerini çiziyorum gönül defterime…Bir çift kara göz,siyaha boyuyor geceleri,boşluğa savuruyor tüm sözleri…Eritiyor yağmura karışan matemleri…Sen yüklü kervanlardan düşen kırıntıları topluyorum zahiri…

Kanıyorum…Sol yanımdan hicranıma aksediyor kan yüklü bulutlar,içime verdiği uğultuyu ört bas etmeye çalışıyorum,susmuyor yokluğunun çığlıkları ve bir kez daha hasretinin kurşunuyla vuruluyorum.Toprağın kollarına bedenimi düşürüyorum ve sualime cevap arıyorum…

Şafak kaç yüreğim?

Kaç kelam eskitti cümlelerin,kaç geceye ilişti sitemlerin…Kaç uçurum boşluğunda son buldu ümitlerin…

Zamanın ve mekanın,tüm aşkların kefenlerini getirdim sana,yeminler getirdim dergahına,günahkar düşlerim kadar içimdeki baharları getirdim sana.
Aşkımı sabrımla bileyledin,gelmedin oysa senin için sırattan geçmiştim..Nerdesin!!!nerdesin…

Yine nisan yağmurları yağacak şehre,saçlarımı ıslatacağım rahmetinde ve haykıracağım

‘Nerdesin ey yar!!!’

El-intizar!
El-intizar!
El-intizar!

Hayata ve bekaya….Ah-u efgan,biraz mağrur,biraz efsunkâr…

Biliyor musun Güller kanıyor beyaz sayfalarda,her güle bir ölüm düşüyor yokluğunda.
Bu araf beni aşkının alevlerine sürüklüyor Efendim,Ölümcül bir rüya beklide benim ki..
Virân bir şehre bedel,sarayları sunmazsın ya bu garibe.Bu gecede bitti hasretinin gölgesinde.
Kalbim ellerimde can çekişen yediveren haliyle.

Ellerini yüreğimden çektin,beni kays eyledin,bir gün olsun gelmedin..

Sen ki;

“Ve mâ erselnâke illâ rahmeten li’l-alemin’

Nerdesin,nerdesin Efendim…

ViSaL
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/4/2008 - Ve Ben Sensiz Karsilarim Yüregime Yagan Yagmuru.....

Kategori: Gonul Sizim

 

Yalnizligimin Rengi Solar Gecenin Karanliginda..
Gece Suskun....
Yüregime Dokunur Hüzün Rüzgari..
Ícimde Eser de Durur..
Sevdamin Derinligine Cöktü Hasretin Közü..
Alevi Durgun....
Kanar Yalnizligim.. Damarlarimda..
Kanar Ícime Vurur...
Gülmeyi Unuttu Bakislarim.. Unuttu Aynalar..
Süzülür Gece Gözlerimde..
Süzülür Simsiyahi Íle....
Ícime Volkanlar Patlar.. Kusatir Hislerimi.. Sarar Yüregimi Lavlar..
Yagmur..... Hüzün Yagdirir Üzerime.....
Hüzün Yagar Yüregime...
Yükselen Cigliklarimi Duyan Olmaz.. Gece de.....
Cözemez Zaman.. Karanliga Gömülen Kaderimi..
Gece... Aci Kokan Rüzgarini Estirir Gözlerime.....
Katran Sizar.. Sizdikca Sizar Yanan Yüregime....
Hüzünle Bakar Gözlerim.....
Hüznü Konusur Gayri Dilim....
Kim Anlar ki ????
Sessizlige Bogulan Hickiriklarimi.....
Susmaliyim.....
Konusmak Fayda Etmez.. Acze Düserken Hecelerim....
Yasayan Var mi? Sorsam.. Anlatsam Benim Yasadiklarimi...
Ve Bedenim Düser.. Yikiliverir Öylece Yere....
Toprak Hüznümü Ceker Alir Yüregimden....
Hasretini Unutur Yüregim..
Dalar Topragimin.. Derinligine.. En Derine..
Ve Ben Sensiz Karsilarim Yagmurun Yüregime Yagisini.....

Alinti

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2008 - “Öyle bir affet ki…”

 

 

"Öyle bir affet ki…"

Ne kadar aglasam, ne kadar aglasam da beni bilinmezliklerden kurtarsan. Ne yapsam da beni çetin hesaplardan korusan. Bende ki bu vicdani binlerce magfiretle karsilasan…

Gözyaslarimi, rasulunun ellerine tasisan. Beni afetsen, afetsende gönlümde ki bu kanayan yaralar kapniverse hemen… Ellerimi açarken semaya, sema aglar bu ahu figanima. Bende ki bu hasret dökülüverse denizlere, denizler duman olup yagsa ravza ya da sen rasulu sefaatçim kilsan..

Verdigin bu ask, ask-i- ilahindir bilirsin ey rab. Askin hürmetine affeyle, bagisla acizi…Gör su yetimi, alninda secde izi olanlardan kil beni, kusat beni rahmetinle ve kurtulusa erenler zümresine ilhak eyle… ve mahser günü, ademoglunun dirilecegi gün, kara çikartma yüzüm…
Bilirsin, utanirim senden. Huzuruna varmayi nasip eyle. Boynum bükük, ellerim kelepçeli ve dilim suskun, mühür vurulmus gibi…

Ellerim sema’na açiliyor ey rabbim, kudretine siginarak sesleniyorum sana: "Habib-i-Zîsan" hürmetine, takvali kullarin hürmetine, seni zikreden diller hürmetine, ve zâtina açilan eller hürmetine bagisla beni, bagisla ki kurtulus’a ereyim, bagisla ki huzur’a ereyim; ve öyle bir affet ki beni; hesaba çekilecek hiçbir yönüm kalmasin; ey Tevvâb…

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/4/2008 - Tükeniyorum Rabbim

Tükeniyorum Rabbim
Tükeniyorum Rabbim! Yalnız kaldığımı düşünüp, varlığının her an, her noktada tezâhür ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini, gönlümden geçenlere dahî cevap verdiğini unuttuğum zaman, “Rabbim” demeyi unuttuğum an tükeniyorum!
Diriliyorum Rabbim! Sana yaslandığım, Sana güvendiğim, Sen’inle başlayıp, Sen’inle devam ettiğim, tüm işlerimi Sana havâle ettiğim an!
“Ne güzel Dost’sun” dediğim zaman diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim! Tüm sevdiklerimden; anne-babamdan, cânandan, ten kafesindeki cândan daha yakın olduğunu bilerek, ellerimi Sana açmayı, Sen’den netice, Sen’den çâre beklemeyi unuttuğum zaman!
“Bu dertler neden bana?” dediğim an tükeniyorum.
Diriliyorum Rabbim! Havayı soluyup Sen’inle dolduğum, gözümü açtığımda Sen’i bulduğum, en sağlıklı irtibatı Sen’inle kurduğum, tüm dünya bana küsse de Sen’in dostluğunu ümid ettiğim an! “Kahrın da hoş , lütfun da hoş” dediğim zaman diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim! Hayat enkâzı altında kaldığımda, çekiç misâli zaman beynime vurduğunda... Hayal, ideal diye, küçük hedefler peşinde koştuğumda... Dünya meşgalesine dalıp, bir cenneti, bir azabı, bir de ölümü unuttuğumda...
“Beni affet” demeyi azalttığımda tükeniyorum.
Diriliyorum Rabbim! Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda… “Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
Dirilişlerim, dostluğunun tercümesidir. Sen’i yâr bilişimin, yoluna serdâr oluşumun, sözlerinle hemhâl oluşumun işâretidir. Dirilişlerim, sana açılan tüm kapıların anahtarıdır... O kapılar önünde gösterebileceğim en güzel beraattır. Dirilişlerim, tüm yangınlardan firar edişim, sonu olmayan bir tebessümdür! Ruhumun ebedî dosta, yegâne vuslata ilerleyişidir. “La ilâhe illallâh”, Sen’den başka yok ilâh diyerek, kendimi Sana emânet edişimdir. <******>
Durdur tükenişimi. Kabul buyur dostluğuna. Dirilt beni Rabbim!..

...Tükeniyorum Rabbim...

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/4/2008 - Gitsem Diyorum Biraz Ölsem.

Kategori: Gonul Sizim

İskelenin en ucundaki, en gıcırtılı tahtanın üstüne oturmuş, denizdeki nereye gittiklerini bilmediğim, bilmeyi de istemediğim parlak renkli balıklara bakıyorum. Bir süre izleyebiliyorum ancak onları, sadece bir yere kadar görebiliyorum, sonrası görünmüyor.
Nedense her düşüncemin arkasına bir olumsuzluk eki katılıyor bu günlerde... Devrik düşüncelerle pekiştiriyorum bu ruh halini. Düşüncelerimin bağlaçları yok, sırf kafiyeli olsun diye kurulmuş iki yabancı cümle gibi birbirinden kopuk ve anlamsızlar... Hava sıcak, su ılık, toprak soğuk, ben yanıyorum. Gitsem diyorum, şöyle yağmurları olan uzak bir yerlere...
Günahlar gözyaşlarında yıkanır, diyor birisi, yağmurlar kadar çok gözyaşları istiyorum o zaman diyorum içimden... ve eğer ağlayabilseydim ne yağmuru ne de küçük bir ağacın en küçük yaprağına düşen yağmur damlasının süzülüşünü bu kadar çok sevmezdim herhalde...
Gitsem diyorum, balıklarda gitti zaten.
Yıllardır tanıdığım, bana yabancı olan bu evin derin sessizliğinde aslında normal çıkan bütün seslere bile bile kulak verip, kendi kendimi bile bile korkutuyorum. Sonra korkuları susturmak için, kendi kendimi susturup sadece yüreğimi seslendiriyorum, çünkü duymak düşünmekten daha az üzüyor insanı.
Yüreğini ve beynini sırtlanmış, yükünden yorgun adamların halleri geliyor aklıma.
Herkes uyurken korkuyorum, sessizlikten, sessizliğimden... Gitsem diyorum acıları alıp, yalnızlığa sarılmaya..
Yıllardır bilip tanıdığın, yanlış şehirde, doğru otobüse binip, yanlış durakta indiğini fark ettiğinde yürümek zorunda kalmış gibi, geçte olsa gitsem diyorum...
Ve senden daha değersiz olan anlamsız şeylerin bekçiliğini bırakıp, ayağını acıtan ayakkabılara, sıcağa, fırtınaya rağmen ne varsa yakıp yıkıp ardına bakmadan yürümek gibi... Gitsem diyorum biraz, ölsem...

Alıntıdır

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yağmura,nisana aldanıp uçurumları kıyı sanarak ve dağlar erişilmeyince acı verir sözünü unutarak kaf dağına gitmek istedim ırmak inadıyla yürüdüm uzaklara bir derviş olup yürüdüm yanıldı denektaşım geriye döndüm Kutsal Sözler Panayırı'na sığınıp ipeksi bir sessizliğe büründüm: bir hayat, mahcup ve duru Allah'ım gülleri ve sessiz harfleri koru.

Kategoriler

  • Ahir zaman
  • Alemlerin efendisi hz Muhammed
  • Edebi yazilar
  • Efendimize dair yazilar
  • Gonul Sizim
  • Guncel konular
  • Kavimlerin helaki
  • Kuran
  • Namaz
  • Siir
  • Yuce dinimiz islam
  • Yuce yaraticiya munacatlar

  • Arkadaşlarım

    hakkdostu
    sivist
    bennur76
    rufeydem
    hubeyb33
    gunbatimi7
    gulpinarim
    cennetedavett
    insanvepsikoloji
    insaninsan
    gonulsizim
    ebvaa
    huzundamlalari
    fuadyusufoglu
    mirobik
    geldostagidelim
    NurOsmanliTorunu16
    mehmetorhandurdu
    adinakurbaneyrasul
    sonsiirim
    araf21
    bilaltaha
    subat75
    tesetturluyum
    feyne
    umutsahili82
    fatih03
    saklanangercekler
    mukarrebin
    ahid77
    zellankadef
    sevgipinari01
    tokaris
    yakub
    umeyme
    dualarile